O alanı nasıl kazanabiliriz?

Genel

O alanı nasıl kazanabiliriz?

Koronavirüsle mücadele için ilave yatak sağlamak için kolların sıvanması, çok hızlı şekilde biner yataklı iki hastane kurulması fikri son derece doğru. Bu salgının ne kadar süreceğini bilmiyoruz, önümüzdeki haftalarda yayılımı bir miktar yavaşlasa da sonbaharda veya kışa doğru tekrar atak yapma ihtimali var. Salgından tamamen kurtulsak bile ben kurulacak iki hastanenin Türkiye’nin sağlık altyapısını kuvvetlendirmek açısından oldukça yararlı görüyorum.

Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, daha önce yaptığımız televizyon yayınlarında Türkiye’nin sağlık turizmi açısından yeni atılımlar yapacağını anlatmıştı. Bu yönüyle düşününce de doğrusu memnun oluyorum. Hastanelerden biri Sancaktepe’ye diğeri Atatürk Havalimanı’na yapılıyor. Sancaktepe seçimi çok yerinde. İkinci nokta olarak belirlenen, Atatürk Havalimanı’nı duyunca ben inşaatın mevcut kapalı alanlarda yapılacağını düşünmüştüm.

Katlı otopark veya mevcut terminaller çok rahatlıkla hastaneye dönüştürülebilir diye aklımdan geçmişti… Evet, biz İstanbul’a yeni ve güzel bir havalimanı inşa ettik. Üstelik dünyadaki örneklerine bakınca hayli kısa süre içinde operasyonel hale geldi. Uzun soluklu bakınca İGA tarafından işletilen meydanın Türk ekonomisine önemli katkı sağlayacağını tahmin ediyorum. “Yenisine gerek yoktu, Atatürk Havalimanı’na dönülsün” diyenlerden değilim.

Ancak Atatürk Havalimanı’nı, meydan özelliklerini kaybetmeyecek şekilde muhafaza edebilmeliyiz. Ben burası geçmişte olduğu gibi yoğun şekilde yolcu trafiğine açılsın anlamında söylemiyorum. İçinde bulunduğumuz coğrafyanın çok fazla jeostratejik riski var. Hiç istenmeyen bir gelişme yaşanır ve İstanbul Havalimanı’nın kullanımında ciddi sıkıntı çıkarsa acil durum planlarımızın olması gerekir.

Sabiha Gökçen tek başına o yükü sırtlanamaz. Bir başka önemli gerekçem daha var. İstanbul ciddi bir deprem riskiyle karşı karşıya. Büyük depremde mevcut altyapımız büyük oranda zarar görebilir böyle bir ortamda Atatürk Havalimanı şehrin içindeki o değerli pistleriyle zor zamanlarda Türkiye’nin dünyaya açılan hayati kapısı olabilir. İstanbul ile benzer özelliklerdeki Londra’da 11 havalimanı var. Londra’dan daha kalabalık bir şehir olan İstanbul da pekala 3 havalimanını aynı anda kullanabilir.

Bugünkü şartlarda Sabiha Gökçen, İstanbul Havalimanı ve Atatürk’ü aynı anda kullanmak hava sahası kısıtlamaları nedeniyle zor olsa da yakın gelecekte sağlanacak teknolojik avantajlarla bu sorun ortadan kalkacaktır. IGA, havayollarıyla gerekli anlaşmaları yaparak Atatürk’ten Anadolu’ya “point to point” havacılık hizmeti sunabilir.

Bütün bunlara ilave olarak havacılık kültürümüzde önemli bir yer edinen Teknofest’e evsahipliği yapan Atatürk Havalimanı’nın, havacılık akademisi, uçuş okulları ve diğer havacılık faaliyetleri için daha çok katkı sağlayabilir. Havacılığı çok seven ve bu sektöre gönül veren bir insan olarak söylüyorum; hastane inşası, yapımı uzun yıllar alan ve milyar dolarlık maliyetlerle inşa edilen pistlere umarım bir zarar vermez.

Kaynak: posta.com.tr