Belirsizlik Huzuru Bozar: Emek Maliyet Kalemi Yapılamaz

Bir e-postayla kazanılmış haklar geriye gider mi? THY’nin başlattığı onam tartışması diğer şirketlere emsal olur mu? Sendika noter mi, temsilci mi?

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Çalışan güvenmek ister; yarınına, emeğine ve kurumuna inanarak huzurla çalışmak ister.

Son günlerde Türk Hava Yolları’nın çalışanlarına sunduğu yeni çalışma ve ücret onam süreci, haklı bir tartışmanın odağı haline geldi. Sektörün iç dinamiklerinden ve küresel havacılık standartlarından bihaber olanların yorumları bir yana, sahadaki gerçek çok farklı bir tablo çiziyor.

Bölgesel krizlerin ve jeopolitik gerilimlerin ortasında dahi Emirates gibi küresel rakipler çalışanlarının haklarını korumakla kalmadı; rekor kârlar açıklayarak çalışanlarına 4 aylık ikramiye dağıttı. Küresel rekabette bayrak taşıyıcımızla gurur duyarken, sahadaki insan kaynağının çalışma koşulları ve refah standartlarının da bu seviyede korunması gerekir.

Maliyet Optimizasyonu Emeğe Fatura Edilemez

Şirketlerin maliyet optimizasyonuna gitmesi ticari hayatın olağan bir parçasıdır. Ancak bu tasarruf adımlarının ilk adresi, şirketleri gökyüzünde temsil eden ve zirveye taşıyan çalışanlar olamaz. Tasarruf aranıyorsa, milyonlarca dolarlık sponsorluk anlaşmaları ve benzeri operasyonel lüks kalemleri masaya yatırılmalıdır; çalışanların alın teri değil.

Yılların emeğiyle kazanılmış haklar, bir e-posta bildirimiyle tek taraflı olarak zayıflatılamaz. Hayatın olağan akışında herkes bütçesini gelirine göre planlar; 50 bin TL kazanan da 500 bin TL kazanan da hayat standardını kazandığı tutara göre kurar. Yüksek gelire sahip bir çalışanın harcamasını asgari düzeyde varsaymak gerçekçi değildir.

Çalışanlar kurumlarına güvenerek borçlandı, çocuklarını okullara yazdırdı ya da konut kredilerine girdi. Net bir çerçeve çizilmeden, gelirlerin ucu açık biçimde geriletilmesi doğrudan huzuru bozar. Belirsizlik, planlamayı felç eden en büyük etkendir.

Sendikanın Tutumu ve Temsil Krizi

Bu süreçte en çok eleştirilen bir diğer aktör ise yetkili sendika oldu. Yıllarca sendikaya düzenli aidat ödeyen çalışanlar, haklarının tartışmaya açıldığı anlarda arkalarında güçlü bir kurumsal irade görmek ister. Birçok çalışanın meslek hayatı boyunca sendikaya belki de yalnızca bir kez ihtiyacı olur.

Buna karşın kapısına giden çalışanlara işverenin gönderdiği metnin aynen okunması ve “Ya onaylayacaksınız ya reddedeceksiniz, yönlendirme yapmamız yasal değil” denilerek çekimser kalındığı çalışanlar tarafından öne sürülüyor, bu kabul edilemez. Çalışanın hak mücadelesinde sendikanın bir noter gibi konumlanması, aidatın ve örgütlü mücadelenin varoluş amacına aykırıdır.

Bu Adım “Yol Olur mu?”

Türkçede “yol olmak” deyimi; sakıncalı bir uygulamanın bir kez yapılmasına göz yumulduğunda, bunun bir teamüle dönüşmesi ve arkasından gelecek benzer uygulamalara zemin hazırlaması anlamına gelir.

Türkiye’de sivil havacılığın lokomotifi olan, Avrupa’da sayısız başarı ve birincilik ödülüyle bayrağımızı dalgalandıran öncü bir kurum böyle bir tasarrufa giderse, bu durum diğer şirketler için de tehlikeli bir emsal teşkil eder. Yarın diğer hava yolu firmalarının da tek bir e-posta ile hak kaybı dayatmayacağının hiçbir garantisi kalmaz.

Sektörün liderine yakışan; emsalleri endişelendirecek bir yol açmak değil, zorlu dönemlerde dahi insan kaynağının arkasında durarak sektöre güven aşılamaktır. Sürecin daha fazla motivasyon kaybı ve mağduriyet yaratmadan, kazanılmış hakları koruyan yapıcı bir diyalog zemininde yeniden ele alınması şarttır.

Belirsizlik Huzuru Bozar: Emek Maliyet Kalemi Yapılamaz
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter